Günümüzde, yaşanan çatışmaların, savaşların ve gerginliklerin bir an önce bitmesi ve yeryüzünde barış ve huzur ortamının oluşturulması için Türk-İslam dünyasının bir birlik oluşturması gerekmektedir. Mirasçısı olduğumuz Osmanlı imparatorluğu adalet ve şefkat üzere kurulmuş böyle bir birliğin tarihteki en güzel örneğidir.
Dünyanın büyük savaşlarla ve terörle mücadele ettiği günümüzdede Osmanlının yönetim anlayışı örnek alınarak, tüm Türk–İslam devletlerinin ortak gayretleriyle insanların dostça ve kardeşçe yaşayabildiği, barış ve güven dolu bir ortam yeniden oluşturulabilir.
Tüm Türk devletlerinin ve tüm İslam devletlerinin bir çatı altında toplanması, adalet, sevgi ve kardeşlik temeli üzerine bir araya gelmesi için, tarihte olduğu gibi bugün de, Türkiye Cumhuriyeti’ne öncülük görevi düşmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kardeş ülke ve milletlere karşı hiçbir üstünlük iddiası yoktur, ancak bu coğrafyada yaşayan milletler Osmanlının mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’nden dirlik ve düzenin sağlanması için etkili bir ittifakın kurulmasına öncülük yapmasını beklemektedir.
Milli, üniter devlet yapısı içerisinde,Türkiyemiz’in bu ulvi görevi, tarihten gelen devlet tecrübesiyle, alçakgönüllülük, hizmet aşkı, sorumluluk bilinci ve ‘Müslümanların hadimliği' bakışıyla yerine getireceği inancındayız.
Aynı zamanda, bir NATO üyesi olan Türkiye’nin, AB’ye de girmesi, Batı Dünyası ile Türk ve İslam devletleri arasında bir köprünün oluşmasını sağlayacak; bu durum, büyük bir zenginliğin, refahın ve huzurun yolunu açacaktır. Türkiye yapacağı bu köprü görevi ile hem ekonomik hem de sosyal yönde “Altınçağ” gibi bir dönemin başlamasına vesile olacaktır.
Bu sebeple, sorumluluk sahibi herkesin bir an önce harekete geçmesi, karşılık beklemeden samimi bir çabayla bu birlikteliğin kurulmasına gayret etmesi gerekmektedir. Bunun için ülkemizin aydınlarına, siyasetçilerine, akademisyenlerine, sivil toplum kuruluşlarına, gazeteci ve yazarlarına,şuurlu gençlerine büyük sorumluluk düşmektedir.
Atatürk'ün: “Türk Birligi'nin bir gün hakikat olacagına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükununu bu fasıllariçinde bulacaktır. Türk'lügün varlığı bu köhne û¡leme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. Hayatta yegane varlığım ve servetim Türk olarak doğmamdı.”Yine bir konuşmasında Mustafa Kemal:“Bütün İslam aleminin manen olduğu kadar maddeten de birlik içinde ve müttefik hale gelmesinden sadece sevinç duyarız. Bunun için de bizim kendi hudutlarımız içerisinde bağımsız olduğumuz gibi, Suriyeliler ve Iraklılar da milli hakimiyete dayalı bağımsız bir güç olarak ortaya çıkabilmelidirler.” (Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920, 4. Gizli Oturum)Bu veciz sözlerindende anlaşılacağı gibi Atatürk ilerde oluşması muhtemel ve ihtiyaç olacak birliği o dönemde öngörmüştü.
Bugün dünya ve ağırlıklı olarak Ortadoğu çok acil bir barışa ve mutedil, adil bir yönetim birliğine ihtiyaç duyuyor. ABD bu ihtiyacı kendi çıkarlarına uygun dizayn etmek amacıyla BOP projesini gündeme getirmiş ve üzerinde çalışmalara başlamıştır. Biz milli manevi değerlere saygılı müslüman Türk gençleri olarak, ABD nin BOP'una AB'nin materyalist, ateist, ölü katolik ideolojilerinin değil kendi
Büyük Türk İslam Projemiz üzerinde çalışmamız gerekmektedir.